kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kaçan her zaman kovalanır mı?




Aşkta ‘kaçan kovalanır’ durumu abartılı şekilde yaşanıyorsa duygusal tacize uğruyor olabilirsiniz. Bu tür bir duygusal taciz hemen fark edilmez. 

İlişki içinde kurban “hiç memnun olmayan taraf”, tacizci ise “bunaltılan kişi” konumundadır. Bir an ayağınızı yerden kesen jestler yapıp sonrasında yokmuşsunuz gibi davranıyorsa, bir saat önce evlenme teklif edip sonra “Ayrılalım” diyorsa, her fırsatta eski ilişkilerini anlatıyorsa, sizi sürekli eleştirip iğneleyici laflar ediyorsa; duygusal tacize uğruyor olabilirsiniz. Medical Park Fatih Hastanesi Klinik Psikoloğu Sinem Demir; ‘duygusal taciz’in kurbanı olmamanız için duygusal tacizin nedenlerini ve çeşitlerini açıkladı.

Bir ilişkide belirsizlik hissinin aşırı düzeyde olması, karşınızdaki kişinin size karşı tutumunun aşırı-sert çıkışlarla aşırı ilgi arasında gidip gelmesi, zeminde ‘duygusal taciz’ olduğunu düşündürebilir.
Belirsiz mesajlar vererek ‘bir kaçan bir yaklaşan’ birine karşı ‘hoşlanma’ benzeri duygular hissedilmesinin temelinde ise belirsizliğin yarattığı kaygı olabilir. Bir mesajın ardından tam tersi mesajın verilmesi, kaygı ve duygusal karmaşa yaratır. Kaygı, o kişiyi düşünme süresini uzatır; çünkü ne olup ne bittiğine anlam vermeye çalışırsınız. İlişkideki belirsizliğin yarattığı ‘kaygı ve öfke’ benzeri hislerin ‘heyecan’ duygusuyla yanlış bir şekilde karıştırılması, ‘hoşlanma’ duygusu olarak yorumlanabilir. Yakın ilişkilerdeki bu ‘belirsizlik yüklü’ haller, gerçekten kişinin kendi kaygı düzeyiyle mi ilgili, yoksa karşısındakiyle mi? Bunu daha kolay anlamak için ‘duygusal taciz’i düşündürebilecek durumları bilmek gerekir.

İşte ‘duygusal taciz’i düşündürebilecek durumlar:
TUTARSIZ TEPKİLER: YA ÇOK İLGİLİ YA ÇOK İLGİSİZ! 
Sizin de ilgi duyduğunuz ve size ilgisi olduğunu gösteren bir kişi, bir süre sonra tam tersi tepkiler verebilir. Bu durumda normal olarak, onun ilgisinin köreldiğini düşünür ve geri çekilirsiniz. Duygusal taciz durumunda; karşınızdaki kişi, aşırı ilgi ile aşırı ilgisizlik arasında gidip gelir. “Size ve ilişkiye dair verdiği mesajlar tutarsızdır; uzun süreli ilişki yaşamak/evlenmek istiyorum-istemiyorum, seni çok beğeniyorum-beğendiğim insan sana benzemiyor, evlilik olursa ancak seninle olur-evlensem bile bu seninle olmaz” gibi...

ESKİ AŞKLARINI ANLATIR DURUR
Duygusal taciz durumunda, (hayali veya gerçek) ‘diğerleri’ sıklıkla gündeme gelir: Sürekli olarak (size benzemeyen) beğendiği fiziksel özelliklerden söz etmesi, daha önceki ilişkilerine dair duygu/anılarını sıklıkla gündeme getirmesi (özellikle olumlu olanları), sizin daha önceki ilişkilerinizden sürekli olarak ‘bir suçlama’ sebebi olarak söz etmesi… 

AŞAĞILAYICI ŞAKALARLA EZMEYE ÇALIŞIR
Kimi ilişkilerde şaka yollu eleştiriler bir ilgi ifadesi olabilir; bu da bir iletişim şeklidir. Duygusal tacizde ise eleştiri ve şakaların ‘aşağılama’ ile ilişkili olduğu fark edilir. İğneleyici ve aşağılayıcı laflar söylemek (yalnızken veya başkalarının yanında), sözel olarak veya bakışlarla azarlamak, tamamen görmezden gelmek, sürekli eleştirmek... Birlikte gittiğiniz arkadaş veya aile toplantıları sonrasında genellikle ‘dayak yemiş gibi’ ve yalnız hissedersiniz. Bu konudaki sıkıntınızı ifade etmeniz de durumun tekrarlanmasına engel olmaz.
İLİŞKİ ONUN DUYGU DURUMUNA GÖRE ŞEKİLLENİR
Duygusal tacizin yaşandığı ilişkilerde; ilişkideki ‘keyif ve haz’ benzeri (kısa vadeli) olumlu hisler, tamamen karşıdaki kişinin duygu-durumuna göre belirlenir. O keyifliyse; hemen hiç yapmadığı kadar güzel laflar sarf edebilir, ayaklarınızı yerden kesecek jestler yapabilir. Sizin keyifli veya keyifsiz olmanız ise; onun duygu-durumunda ‘sıkıntı yaratıp yaratmama’ anlamında önemli olur. Siz keyifsizseniz, onun da canını sıkmış olursunuz. Keyifli olmanız, eğer o da keyifli ise anlamlıdır. 


TÜM OLUMSUZLUKLARIN SUÇLUSU SİZSİNİZ!
Sizin ilişkideki konumunuz ‘hiç memnun olamayan’ iken, karşınızdaki ‘sürekli sizin tarafınızdan bunaltılan’ taraf olur. Ona ‘gerçekte ve duygusal olarak’ sadece o ‘izin verdiğinde’ ulaşmak, ‘yalnız hissetmek’ gibi hislerinizin tek sorumluluğu, sizin ‘evhamlı’ olmanıza, ‘yanlış yorumlamanıza’ bağlanır. İlişkideki sorunlarla ilgili kaygılarınızda hep kendinizi suçlar ve olumsuz hislerinizi sürekli kendi kendinize dindirirsiniz.
KÖRÜ KÖRÜNE BAĞLANILAN OTORİTE
Duygusal taciz, kolaylıkla fark edilmez! ‘Heyecan’ yüklü olumsuz duyguların arasında, ‘kısa süren ve yoğun’ olumlu duyguların yaşanması; bir tür ‘koşullanma’ yaratır ve ilişki ‘körü körüne bağlılık’ boyutunda devam eder. Size düşen rol, ‘ondan ilgi bekleyen, onu memnun etmesi gereken uslu bir çocuk’ olmaya başlar. Karşınızdaki ise ne zaman azarlayacağı, eleştireceği, ulaşılabileceği belli olmayan bir ‘otorite’ oluverir.
FARK ETMEK VE SONRASI
İlişkinin temelinde duygusal taciz olduğunu fark etmek, genellikle ‘şoke edici’ bir olayla gerçekleşir. Nispeten ciddi bir hastalık durumunda en ufak düzeyde alaka göstermemek bile ‘şoke edici’ bir fark edişe sebep olabilir. Bir duygusal tacize maruz kalma durumu, ‘kurban, mağdur’ olmanın ötesinde değerlendirilmelidir: Bu tür bir ilişki örüntüsü daha önceki yakın ilişkilerde (ve aile ilişkilerinde) tekrarlandı mı, hangi koşullarda böyle bir ilişki yaşandı, bunu göz önünde bulundurmak gerekir.

Duygusal tacizin fark edilmesi, geçmişte yaşananların yeniden yorumlanması, duygusal yaraların en az hasarla iyileştirilmesi ve yeni ‘duygusal ilişkilere’ olumsuz önyargılı bir şekilde yaklaşılmaması için, kişisel kaynakların yetersiz kaldığı noktada bireysel psikoterapiden destek alınabilir.


Ellerenize dikkat!

Kadınların ellerinde erkeklerinkinden daha çok bakteri türü yaşıyor! Neden mi? İşte şaşırtıcı araştırma... 


ABD’deki Colorado Üniversitesinden biyokimya doçenti Rub Knight ile Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji anabilim dalından doçent Noah Fierer’in kaleme aldıkları makaleye göre ellerde sanıldığından daha fazla türde bakteri bulunduğu tespit edildi. “Proceedings of the National Academy of Sciences” adlı bilimsel yayının internet sayısında (http://www.pnas.org) yayınlanan makaleyi değerlendiren Fierer, “Araştırmamızın sonucunda belirlediğimiz bakteri türü sayısı bizi çok şaşırttı. Kadınların ellerinde çok daha fazla çeşit olduğunu da anladık” dedi.


Araştırmacılar, kadınların ellerindeki bakteri türünün daha zengin olmasının nedenini bilemediklerini, bunun erkeklerin derisinin daha “asitik” olmasından ve bunun bazı bakteri türlerini öldürüyor olabileceğinden kaynaklanabileceğini belirttiler. Araştırmacılar bir başka nedenin, kadınlarla erkekler arasında ter ve yağ bezlerinin çalışma farklılıkları olabileceğini de ifade ettiler.

Knight’ın açıklamasına göre kadınların, suyla yıkanması mümkün olmayan deri altlarında yaşayan bakteri sayısı erkeklere göre daha az.

Araştırmacılar çalışmaları sırasında 51 üniversite öğrencisinden örnekler aldı. Örnekler, DNA bakterilerini belirleyen yeni ve çok detaylı bir sistem kullanılarak incelendi. 102 elde toplam 4.742 bakteri türü belirlendi. Bu türlerden yalnızca 5’inin bütün ellerde bulunduğu anlaşıldı.

Her insanın elinde genellikle diğerlerinden farklı bakteriler yaşadığı gibi, bir insanın iki elinde yaşayan bakteriler de genellikle birbirinden farklı. Bir insanın iki elindeki bakteri türlerinin ortalama yüzde 17’si birbirinin aynı. Araştırmaya göre ortalama bir elde 150 bakteri türü yaşıyor.




Ancak bakterilerin türünü belirlemek yaklaşık olarak mümkün olmasına karşın, elde toplam kaç adet bakteri bulunduğunu saymak mümkün olmuyor. Araştırmacılar, aynı çalışmayı çeşitli ülkelerde tekrar ederek sonuçların karşılaştırılmasının önemli olacağını vurguluyorlar.

Araştırma sonuçlarına göre bakterilerle yaşamayı kanıksamak gerekiyor. Çünkü el yıkama, bunları ortadan kaldırmıyor.

Knight’a göre düzenli el yıkama önemli ancak el yıkama, bakteriyi ortadan kaldırmıyor. Knight, “Bakteri kolonileri, el yıkamanın hemen ardından hızla yeniden ürüyor. Veya el yıkama, deri yüzeyinde bulunan bakterilerin büyük bölümünü gideremiyor” dedi.


Birçok Kadın Ne ister?

Siz kadınlar neleri istersiniz? Bu listeye siz de yorumlarınızı bizimle paylaşın!



1.Erkeklerin kendisine aşık olmasını ister.

2.Bu aşkın ölünceye kadar sürmesini ister.

3.Anlayış ister.

4.Bu anlayışın ömür boyu sürmesini ister.

5.Affedilmek ister.

6.Bu af ömür boyu olsun ister.

7.Güzel olmak ister.

8.Bu güzellik ömrü boyunca kalsın ister.

9.İsminin bir ağaca kazınmasını ve bu vesileyle asırlık bir çınarın kurumasını ister.

10.80 yaşında bile olsa kendisine çıtır denilmesini ister.

11.Aynı talebi lolita sözcüğü için de geçerlidir.

12.3. Dünya Savaşı bile çıksa, evlilik yıldönümü unutulmasın ister.

13.Hizmetçisinin kadın, şoförünün erkek olmasını ister.

14.Bahçıvanın da erkek olmasında sakınca yoktur.

15.Günün 8 saatini yatakta, 8 saatini kuaförde ve 8 saatini de alışverişte geçirmek ister.

16.Dünyanın en güzel kadını olduğu cümlesininin dakikada bir söylenmesini ister.

17.Kendisi için 1 milyon tane şiir yazılmasını ister.

18.Doğurduktan sonra vücudu bozulmasın ister.

19.Hapur küpür yemek fakat kilo almamak ister.

20.Çiçek bakmaktan nefret eder ama kendisine sürekli çiçekler alınmasını ister.

21.Oğlan çocuklarıyla oynamak ister.

22.Küçükken evcilik oynamak ve büyüyünce de evlenmek ister.

23.İlk öpüşme yıldönümünün de unutulmamasını ister.

24.Saman altından okyanus yürütmek ister.

25.Yere bakıp bir milyon tane yürek yakmak ister.

26.Uğruna ölünsün, geberilsin ister.

27.Uğruna gökteki ay yere indirilsin ve kendisine tepsi içinde ikram edilsin ister.

28.Kocasından daha uzun yaşamak ister.

29.Peşpeşe 100 kere orgazm olmak ister, dahası bunu başarabilecek bir erkeğin de yeryüzünde olmasını ister. Bu ona çok normal bir istekmiş gibi gelir.

30.Yenisini almak için, en yeni ayakkabılarının bile hemen eskimesini ister.

31.Ütüyü de otomatik olarak yapacak bir makine icat edilsini ister. Bu olmazsa, bunu yapacak kocası olsun ister.

32.Kocasını sırf kızdırmak için 'bugün canım seks yapmak istemiyor' demek ister.

33.Kocasının sekreteri olmasın ister.

34.Kaynananası çabuk ölsün ister.

35.Kaynanasından yüklü bir miras kalsın ister.

36.Sigarasını erkeklere yaktırmak ister.

37.Yaptığı trafik kazalarında kendisinde kusur bulunmasın ister.

38.75 kilo bile olsa, bikini giymek ister.

39.Tek tek basmak ve bade süzmek ister.

40.Kenan Işık'ın dadısı olmak ister.

41.Hasılatı kocası, sarfiyatı kendisi yapsın ister.

42.Tarkan tarafından Hüüüpletilmek ister.

43.Tarkan olmazsa Brad Pitt de olur!

44.Tavlanmak ister.

45.Etmese bile kocasına 'senin için saçımı süpürge ettim' demek ister.

46.Telefon konuşması karşı tarafa yazsın ister.

47.Kadın-erkek eşitliğini savunmakla birlikte hesabı erkek ödesin ister.

48.Kadın-erkek eşitliğini savunmakla birlikte, askere hep erkekler gitsin ister.

49.Taciz edilmemek şartıyla tahrik etmek ister.

50.İstenmeyecek ne varsa tümünü ister.

Bu hastalık kadınları utandırıyor

Bu hastalık kadınları utandırıyorTürkiye'deki kadınların yüzde 5'inde görülen genital herpes (uçuk) hastalığı kolay bulaştığı halde kadınlar bu hastalıktan utanıyor.

Namık Kemal Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Remzi Abalı, Remzi Abalı, genital herpes hastalığının ağızdaki uçuk virüsünün genital bölgedeki hali olduğunu, hastalığın belirtilerinin kaşıntıyla ortaya çıktığını söyledi.


Hastalığın ilerleyen dönemlerinde baş ağrısı, halsizlik, kasıklarda şişlik, kızarıklık ve ilerleyen zamanda içi su dolu kabarcıklarla belli olduğunu ifade eden Abalı, “Kabarcıklardan sonra ise ağrılı yaralara dönüşüyor. Bağışıklık sisteminde bozuklukluk olan hastalarda belirtiler daha sık görülebilir” diye konuştu.

Genital herpese yakalanan hastaların yüzde 60'ının teşhis edilemediğini belirten Abalı, sigara, alkol, güneş ışığına fazla maruz kalma ve stresin hastalığı tetiklediğini bildirdi.

Hastalığın lezyonlarının (herpes yaraları), hastalığa yakalananların omuriliklerine yerleştiğini ve bu bölgede sessiz kaldığını anlatan Abalı, şöyle konuştu:
“Bu hastalığa bir kez yakalandığınızda ömür boyu vücuttan atamazsınız. Sadece sinir köklerinde sessiz kalıyor. Türkiye'de bayanlarda yüzde 5 olarak belirlenen bu hastalık giderek artıyor. ABD'de bu oran yüzde 20'lerde seyrediyor. Genital herpes hastalığı çok yaygın ve kolay bulaşan önemli bir hastalıktır. Maalesef kadın hastalarımız bu hastalığı söylemekten çekiniyorlar. Hastalık belirtileri olanlar bunu basit bir hastalık gibi görmesin. Bu lezyonları hastalarımız gözle göremeyebilir ve ciddi problemlere neden olabilir. Yaraları, olduğu dönemde görmek önemli. O dönemde zaman kaybetmeden doktora gelinmeli. Bu yaralar 7 ile 10 gün arasında oluşmakta ve daha sonra kaybolmaktadır.”

GEBELİKTE GENİTAL HERPES HASTALIĞI

Kadın hastaların gebelik döneminde genital herpese dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Abalı, bu hastalığın dikkat edilmemesi halinde bebeğin ölümüne yol açabileceğini kaydetti.

Abalı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gebelik döneminde, bir kadın ilk defa bu hastalığı geçiriyorsa, hastalığın bebeğe geçme şansı daha yüksek. Doğum zamanında bu yaraların ortaya çıkması normal doğumu zorlaştırır. Çünkü yaralarla bebeğin teması, yaranın bebeğe geçmesine neden olur. Sezaryen yapılması uygun olabilir. Eğer bu hastalık bebeğe anne karnında bulaşırsa, sinir sistemini etkiler, gözlerde körlük, beyin iltihabı görülebilir. Bebek doğumdan sonra kısa dönem içinde bu hastalığı kaparsa, bebeğin ölüm riski yüzde 50'dir. Eğer erken teşhis edilirse bazı ilaçlarla kontrol altına alınabilir.”

AIDS RİSKİNİ ARTIRIYOR

Abalı, hastalığın AIDS riskini de arttırdığını belirtti.

Genital herpesin yakın temasla bulaşıcı bir hastalık olduğunu anlatan Abalı, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Hastalığın cinsel yolla bulaşıcılığı yaygındır. Bu hastalık, cinsel ilişki sırasında AIDS'in daha kolay bulaşmasına neden olur. Çünkü açık yara HIV virüsünün daha kolay büyümesine yardımcı olur. Eşcinsellerin genital herpese yakalanma riski eşcinsel olmayanlara göre daha fazladır. Genital herpes eşcinsellerde daha sık görülür. Bunun nedeni cinsel alışkanlık, korunmasız ilişki ve partner sayısının fazla oluşudur. Böyle kişiler risk altındadır. Hayat kadınlarında da sık görülür. Şüpheli cinsel ilişkisi olan partner sayısı fazla olan ve korunmasız cinsel ilişkiye giren kişiler riskin fazla olduğu gruplardır.”


Kıskanmak sevgiyi mi gösterir?


Kıskançlık her ne kadar aşkın ifadesi olarak görülüp 'seven insan kıskanır' denilsede görülse de aslında kıskançlık, kontrol ve sahiplenme duygusu ile kaybetme korkusundan kaynaklanır. Aşağılık kompleksi olan insanlar daha kıskanç bir davranış sergiliyor, hatta şiddet bile uyguluyor...




Uzm. Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, kadın erkek ilişkilerinde kıskançlığın sebeplerini anlattı.


Yakın ilişkilerde, evlenme ya da sevgili bulma isteği ile ilişkileri sürdürmenin en önemli sebeplerinden biri, kişiye ait olma duygusunu yaşatması ve özgüvenini yükseltmesidir. Ayrıca olumlu benlik anlayışı da eşler tarafından desteklenir. Sonuç olarak eşlerimizin bizim yerimize başka birini koyduğunu gördüğümüzde ait olma duygusunu ve olumlu benlik anlayışımızı kaybetme tehlikesi yaşarız. Bu da kıskançlığın ortaya çıkmasına sebep olur. Kıskançlık gıpta ettiğimiz bir takım kişisel özelliklerle daha fazla ateşlenir, çünkü bizden daha etkili ve hayranlık duyduğumuz özelliklere sahip olan kişileri daha çok kıskanırız. Genel olarak kadınlar çekiciliğe ve popüler olmaya gıpta ile yaklaşırken, erkekler güç sebep olur ve zenginliğe gıpta ederler.


Aşağılık kompleksi daha fazla kıskanç yapıyor
Bazı insanlar diğerlerine göre daha fazla kıskançlık yaşarlar. Mesela aşağılık kompleksine eğilimli kişiler genelde kendilerini güvensiz ve yetersiz hisseder, bu yüzden de ilişkilerinde eşlerini devamlı kıskanırlar. Aynı zamanda kişinin gerçek ben (sahip olduğuna inandığı özellikler) ile olmak istediği ben (sahip olmak istediği özellikler) arasında büyük farklılıklar varsa yine bu kişi de kıskanmaya eğilimlidir.


Zenginliğe, üne, popülerliğe ve fiziksel çekiciliğe önem veren kişiler de ilişkilerinde kıskanmaya yatkındır.


Kıskançlık evlilikte dayak nedeni
Evliliklerde ve beraberliklerde fiziksel şiddetin sebeplerinden biri sıklıkla kıskançlıktır. Bu tür ilişkilerde şiddet genelde üçüncü kişiye değil de eşe veya sevgiliye uygulanır. Kıskançlık konusunda kadınlar ve erkekler birbirlerinden farklı davranırlar. Kadınlar, kıskançlık duygularını kabul ederken, erkekler genellikle inkâr ederler. Kadınlar eşlerinin bir başka kişiyle duygusal yakınlaşma olmadan sadece cinselliği yaşamalarını, ilişkilerini sürdürmek uğruna tolere edebilirken, erkeklerse eşlerinin cinsellik olsun ya da olmasın karşı cinsi beğenmelerini bile kıskanırlar. Ayrıca kıskançlık ortaya çıktığında kadınlar genelde kendilerini suçlarken, erkekler kıskançlıklarından dolayı tipik olarak eşlerini veya üçüncü kişiyi suçlarlar.





erkekler tuvaletinde kadın

Balkonda Mahsur Kalan Kadın Bakın ne yapıyor