Geçen haftalarda Sinangil'den aldığım bir mail beni hem sevindirdi, hem de heyecanlandırdı. Çünkü; Sinangil Kurumsal iletişim departmanı olarak, “Lezzet Ustalarıyla Buluşma” temalı projeleri için yaptığı araştırmada benim de bloğumu incelediklerini ve paylaşımlarımı beğendiklerini belirtiyorlardı. Tahmin edersiniz ki; yıllardır kullandığım bir markadan böylesi olumlu bir geri dönüş, beni çok sevindirdi. Hemen akabinde mutfakta, heran elimin altında olabilecek, hayatı kolaylaştıracak, yeni lezzetlere ulaşabileceğim bir sürü malzeme ile dolu bir koli gönderdiler. Kolinin içinden neler çıkmadı ki; ekmek un karışımları, aromalı kek un karışımları, baklava, börek, mantı un karışımları eee daha ne olsun :)
Fırsat bulur bulmaz ekmek yapmak için sabırsızlanıyorum, kek karışımlarını ise Cumartesi deneyeceğim inşallah. Sinangil'e, böylesi güzel bir proje içerisine beni de dahil ettikleri için çok teşekkür ediyorum.
Mimlere tam gaz devam! Sevgili Pretty Cool beni mimlemiş, konusu; kullandıklarının hepsi senin olsun, bana en çok kullandığın 9 parçadan haber ver. (Neden 9 bilmiyorum vallahi :) Hepsinin resmini çekene kadar biraz zaman geçti, ama toparladım işte. Sevgili Pretty Cool, hatırlandığım için çok teşekkür ediyorum sana...
- En çok kullandığım eşya olarak arabamı ilk sıraya yerleştirebilirim sanırım. Onsuz ne yapardım bilmiyorum, araba bir insanın en büyük özgürlüğüdür diyebilirim.
- İkinci sıraya da fotoğraf makinamı yerleştiriyorum. Yakında estetik ameliyatla sağ elime monte ettirmeyi düşünüyorum desem, kullanma sıklığını anlayabilirsiniz herhalde :)
- Bir insanın hem saçı uzun, hem de çok sıkıntılı olursa ne olur? Bütün gün kafasında toka ile dolaşır. En sevdiğim, en pratik, rahat ve en çok kullandığım da bu toka işte.
- Gece gündüz hiç kulağımdan çıkarmadığım küpelerim. (Anneciğimin hediyesi, yazamadan da duramadım :)
- Her sabah sürmeden dışarı çıkmadığım nemlendiricim. (Lancome Resolution Rides)
- Çok sevdiğim, ama yoğun bir kokusu olduğundan sadece bir pısst sıktığım parfümüm. (Christian Dior Poison)
- Şimdi bu krem de neyin nesi diye düşünebilirsiniz. Bu benim mucize olarak adlandırdığım kremim. Krem, Bulgaristan malı, Türkçeye "Sağlık Kremi" olarak çevirebileceğimiz, yoğun-yağlı kıvamlı bir krem. İlk kez 10 yıl önce büyük kızım bebekken pişik olduğunda tavsiye üzerine aldığım, sonrasında da hem çantamda, hem de etajerimde sürekli bulunan bu kremi yanığa, kesiğe, pişiğe, mantara, kısaca her yere kullanıyoruz. (Neredeyse kelliğe bile çare olacakmış hani :) Sanırım deriyi çabuk iyileştirme, yenileme özelliği var.
- Kahveyi çok seviyorum, ancak cezvede yapmak çok zor geliyordu. Kardeşim elektrikli kahve makinası hediye edince aklıma her estiğinde kahve içme imkanımız oldu. Çok büyük rahatlıkmış... (Hisar Elektrikli Kahve Makinası)
- Son olarak en çok kullandıklarımın arasına kalıp kutusunu da eklemek istiyorum. Kafamı boşaltmak istediğimde açıyorum kutuyu (söylemiyorum kötüyü) , seçiyorum bir tanesini, sonra kurabiye yapıyorum, rahatlıyorum...
Benim sık kullandıklarım bunlar, pekiyi siz söyleyin bakalım Pelin&Pelin sizlerin en çok kullandığınız eşyalarınız nelerdir?

Kırmızı biber turşusu, kim yediyse tarifini istediği, kime tarifini verdiysem de tarifin mükemmel sonuçlandığı duyumlarını aldığım bir turşudur. Üstelik 2-3 gün gibi kısa sürede olduğundan oldukça da pratik. Siz de biber, sarımsak ve turşu hastasıysanız denememek için kendinizi zorlamanız gerekir diyorum, başka da birşey demiyorum (daha ne diyecektim değil mi :)
Malzemeler:
- 1 kg. kırmızı biber
- 1 su bardağı ayçiçek yağı
- 1 su bardağı sirke
- 1 su bardağı su
- 10-12 adet sarımsak
- 5-6 dal maydanoz
- 1 yemek kaşığı tuz
Yapılışı: Yağ, sirke, su ve tuz yayvan bir tencereye konularak kaynatılır. Yıkanarak sap ve tohum yatakları alınan kırmızı biberler yaklaşık 2 cm. genişliğinde halkalar halinde kesilir. (Eğer biberler kalınsa, üst kısımlara doğru genişlediği yerlerden de ikiye bölünebilir. Yağlı-sirkeli karışım kaynadığında bir avuç kesilmiş kırmızı biber içerisine atılır. Kaynayan suyun bir müddet kaynaması durdup, kısa bir süre sonra (yaklaşık 30 saniye) pirelenip (!) tekrar kaynamaya başladığı zaman da kevgirle hemen alınır. (Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus budur, eğer biberler suda fazlaca kaynarsa yerken dış kabukları sıyrılıp ağzınıza gelebilir, turşunun tüm özelliğini öldürür.) Tüm biberlere aynı işlem uygulandıktan sonra üzerine ayıklanmış maydanozlar serpiştirilir. Hala kaynamakta olan (ve suyu bayağı azalmış olan) karışımın içerisine halka halka doğranmış sarımsaklar (sarımsak turşusunu seviyorsanız, sarımsakları bütün olarak ve daha fazla kullanabilirsiniz) atılarak 2-3 dakika daha kaynatılır ve suyu ile beraber biberlerin üzerine dökülerek soğumaya bırakılır. Eğer hemen yemeden durabilirseniz buzdolabında 2-3 ay saklayabilirsiniz...
Fırın poşetlerini kullanmaya başladığımdan beri mutfağıma da sağlık ve pratiklik yerleşti. Bu poşetleri her kullandığımda "kim bulduysa bu yöntemi helal olsun." diye aklımdan geçirmeden duramıyorum :) Eğer yiyecekleri kısa zamanda, çok az yağla, lezzetinden bir şey kaybetmeden ve çok temiz bir şekilde pişirmek istiyorsanız istikamet fırın poşeti...
Malzemeler:
- 1/2 kg. diyet göğüs
- 12 adet çeri domates
- 12 adet arpacık soğan
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı domates salçası
- tuz, karabiber, köri, tavuk baharatı
- 1 tatlı kaşığı un
- 1 adet fırın poşeti
Yapılışı: Tavuk eti yıkanarak, yaklaşık 2 cm.'lik küpler halinde doğranır. Çeri domatesler ve arpacık soğanlar da yıkanıp temizlenir. Çöp şişlere sırayla tavuk eti, domates ve arpacık soğanlar geçirilerek yaklaşık 6 şiş hazırlanır.
Küçük bir kase içerisinde zeytinyağı, salça, tuz ve baharatlar harmanlanarak şişlerin üzerine sürülür. Fırın poşetinin içerisine un dökülerek poşetin tüm iç yüzeyinin unlanması sağlanır. Şişler, bir fırın tepsisi üzerinde poşete yanyana konularak ağzı kapatılır. Poşetin fırın içerisinde şişerek patlamaması için üzeri 4-5 yerinden delinir.
Fırın poşeti, önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında 35-40 dakika pişirilir. Fırından çıktıktan sonra poşetin üst kısmı kesilerek şişler sıcak olarak servis edilir. Afiyet-sağlık olsun...
Ahhaaa! İşte yeni bir mim daha, hem de çok Sevgili Aslı'cığımdan. Beni sobeleyip kaçtı, mecburen çantamı tersyüz edip fotoğrafını çektim, bir de listeleyeyim tam olsun :)
- Çantam tam bir bavul tip, ne bulursan içine atılan tipler vardır ya , onlardan işte.
- Olmazsa olmaz ilk şey tabiiki cüzdan (o da neredeyse bavul tip, çoğu zaman çıtçıtı kapanmaz bile :)
- Çantadan hiç çıkmayanlardan biri de araba anahtarı&ruhsat.
- Cep telefonu.
- Ev anahtarı.
- Fotoğraf makinası&resimleri aktarma kablosu.
- Avon temsilcisi olduğum için Avon kataloğu.
- Makyaj malzemesinin hiç olmamasından anlayacağınız gibi hemen hiç makyaj yapmam, ancak en büyük süsüm kıyafete uygun taktığım kolyelerdir. Bazen karar verememişsem uygun olanlardan 1-2 tanesini birden çantama atarım.
- Uzun saçı çok severim, ama 1 saat açık durursa çok sıkılıp hemen toplarım, o yüzden mutlaka bir toka vardır çantamda.
- Hem tatlandırıcı, hem de sağ köşede görülen çikolata ve şekerler ne alaka diyecekseniz; tatlandırıcı benim, şeker ve çikolatalar akşam işten eve gelirken "bana bu akşam ne aldın?" diyen kızım Aslı'nın.
- İş icabı işyeri kimlik kartı, metre, usb bellek, kalem.
- Diş fırçası&sakız.
- El kremi.
- Ağrı kesici.
- Sims cd.'si.
Ohh! bitti çok şükür, şimdi kime paslasammm? Hımm! Tamam ben de Sevgili Oya'yı sobeliyorum, Oya'cığım çantana bir göz atabilir miyim?
Limonlu Kek iftiharla sunar: Bu post; topluca kek yapımının resimli fotoromanıdır, üstelik Renkli ve Türkçe :)
Herşey, soğuk ve karlı bir Şubat günü Soft Bowl'dan gelen "Bizimle Kek Pişirmek İstermisiniz?" daveti ile başladı. Benden yana verilen cevap olumluydu ve tam 13 blogcu Hobimle Lezzet Okulu'nda beraberce kek pişirmek üzere buluştuk.
Herkes, kek yapmak üzere tüm malzemeleri yanıbaşında hazır vaziyette start verilmesini bekledi. Bekleyiş içerisinde herkes kafasında neli kek yapacağı gibi stratejik planları gözden geçiriyordu. Verilen komutla birlikte herkes aynı anda yumurtaları kırmaya başladı :)
Etrafta uçuşan un, şeker, kabartma tozu bulutları arasında herkes en güzel keki yapmak üzere hummalı bir telaşa girdi. (Bu arada bir kek pişirirken mutfağın nasıl dağıldığından şikayet ediyorsanız, bir de 10 kek pişerken nasıl dağıldığını görseniz diyorum :)
Kekler ikili olarak kardeş kardeş fırına atıldıkça, üzerimize düşeni alnımızın akıyla gerçekleştirmenin iç huzuru ile için rahat bir soluk alındı.
Kekler fırında pişerken ortalık derlenip toparlandı, çay ve ikram için yeniden düzenlendi. Biz kızlar da vurduk sohbetin gözüne :)
İkramlar da harikaydı, Sevgili Birsen'in yaptığı ve herkesin ikişer kere servis ettiği kısır günün en lezzetlisi ünvanını hakediyordu sanırım.
Yine Birsen'in yaptığı poğaçalar da muhteşemdi.
Sevgili Sevil'in yaptığı kestaneli pasta da herkesin 2'şer dilim alması ile lezzetini kanıtlamış oldu.
Tüm bu telaş ve bekleyiş, işte güzel turuncu giysisi ile gelin gibi salınan kek içindi :)
Daha önce silikon kek kalıpları ile yaptığım başarısız kek denemelerinden sonra; silikon kek kalıplarını kullanırken nelere dikkat etmemiz gerektiğini kendimce sıralarsam;
- Silikon kalıp yağlanmadan da kullanılmasına rağmen keki kalıptan çıkartırken çok yarar sağlaması açısından katı yağ ile yağlanmalıdır.
- Silikon kapların özelliği daha az kek karışımı ile daha kabarık kekler elde edilmesi olduğundan, kalıbın ancak 2/3'ünün kek karışımı ile doldurulmalıdır.
- Kalıplar fırına verildiği zaman her tarafından aynı ısının dolaşması için tel ızgara üzerine oturtulmalıdır.
- Kalıp fırından çıktıktan sonra, kekli kısım yukarıda olacak şekilde ılınıncaya kadar bekledikten sonra kek kalıptan çıkarılmalıdır.
- Silikon aslında sağlığı tehdit edecek hiçbir madde içermediği için çok sağlıklı bir malzeme olmasına rağmen, bazı kalitesiz silikonlar, fırına girdiği zaman renk değiştirmişse kimyasalı değişmiş demektir, kesinlikle kullanılmamalıdır.
Ve işte fotoromanın sonu, mutlu son, kek güzellerinin podyum yürüyüşü :) Hepsi çeşit çeşit, üzümlüsü, damla çikolatalısı, haşhaşlısı, kuru meyvalısı, tarçınlısı...
- Biz bayanlar biraraya geldiğimizde, yanımızda çay ve atıştırmalık da varsa dünya yansa umrumuzda olmaz herhalde :) Ne kadar eğlendiğimizi yazılar değil, fotoğraflar anlatsın artık.
Bu kadar anlatım üzerine bir kek tarifi vermeden de olmazdı değil mi? Benim tercihim portakallı&haşhaş tohumlu kekten yana oldu. Gerçekten de haşhaşın çıtır çıtır tadıyla portakalın harika aromasının birleştiği yumuşacık bir kek ortaya çıktı. Ve aslında en önemli olarak da; bu güzel organizasyonda yer almamızı sağlayan Soft Bowl'a, en ince detayları düşünüp gerçekleştirmek için uğraşan Sevgili Sevil ve Sevgili Birsen'e çok teşekkür etmek istiyorum.
Malzemeler:
- 3 adet yumurta
- 1,5 su bardağı şeker
- 2,5 su bardağı un
- 1 su bardağından biraz az süt
- 1 su bardağından iki parmak az sıvı yağ
- 1 adet portakal
- 1 adet kabartma tozu
- 1 adet vanilin
- 2 yemek kaşığı haşhaş tohumu
Yapılışı: Yumurtalar ve şeker, karışım bembeyaz olana kadar çırpılır. Un, sıvı yağ, kabartma tozu vanilin ve haşhaş tohumu da eklenerek karıştırılır. Ayrı bir yerde portakalın kabuğu rendelenir, suyu da sıkılırak bir bardağa konur. Portakalın suyunun üzerine süt konularak 1 su bardağına tamamlanır. Bu iki malzeme de karışıma eklenerek, hiç topak kalmayana kadar karıştırılır. Bu arada silikon kek kalıbı margarinle iyice yağlanır. Yağlanmış silikon kalıba dökülen kek karışımı, önceden ısıtılmış 175 dereceye ayarlı fırında 40-45 dakika pişirilir.

Mayalı hamurlarla uğraşmak nedense bana hep zor gelmiştir. Sanırım, birşey yapmaya niyetlendiğim zaman başladığım gibi bitirmek istiyorum, mayalanma kısmı beni sabırsızlandırıyor. Ancak tüm sabırsızlığıma karşın, uzun zamandır da evde ekmek yapmak için yanıp tutuşuyordum. Nihayet haftasonu, niyetine girdim ve uzun zamandır beni bekleyen Sinangil Çavdar Ekmeği Unu'nu gözüme kestirdim. Sonuçta ben memnun, evde esmer ekmeği sevmeyen diğer aile bireyleri bile memnun, somunları bilmiyorum sanırım hemen yenildikleri için biraz bizlere kırgın olabilirler :)
Malzemeler:
- 500 gr. Sinangil Çavdar Ekmeği Unu
- 1 su bardağı süt
- 1 su bardağından iki parmak az su
- 1 paket instant maya
Yapılışı: Un, maya, süt ve su derince bir kap içerisnde yaklaşık 10 dakika kadar homojen, kulak memesi kıvamında bir hamur elde edinceye kadar yoğrulur. Hamurun üzeri hafif nemli bir bezle örtülerek sıcak bir yerde 15-20 dakika kadar mayalanmaya bırakılır. Kabaran hamur, 10 eşit parçaya bölünürerek unlu zeminde somun şekli verilerek yağlanmış fırın tepsisine yerleştirilir. (Normal ekmek boyutunda istiyorsanız, hamuru 2 eşit parçaya bölebilirsiniz.) Somunların üzeri yine hafif nemli bir bezle örtülerek sıcak bir yerde, hamurlar iki katı büyüklüğe ulaşana kadar kabarmaya bırakılır. (Ben fırını ısıtıp, sonra kapatarak fırının kendi sıcaklığında mayalandırdım, süre biraz daha kısaldı.) Fırına koymadan önce somunların üzerine biraz un serpilerek, bıçak yardımı ile 2 cm. derinliğinde çizikler atılır. 220 dereceye ayarlı, önceden ısıtılmış fırında 15-20 dakika pişirilir.


Bugün tarif yok, sadece bana çok pratik gelen kış hazırlıklarımdan birini paylaşmak istedim. Yazın domates ve biberin bol ve hormonsuz zamanında, bir de bahçeden kullanabileceğimden fazla topladığımda derin dondurucuda dondurma ve saklama yöntemine başvuruyorum. Domatesleri tuzlamadan veya herhangi bir işlem uygulamadan, sadece yıkayıp rendeleyerek buz kalıplarında donduruyorum. İhtiyacım olduğu zaman 2-3 tanesini alarak yemeklerde kullanıyorum. Biberleri de aynı şekilde yıkayıp yemeklik olarak doğruyorum, sonra doğruuuu dondurucuya. İsterseniz menemenlik olarak çarliston-sivri-kırmızı biberden bir poşet de hazırlayabilirsiniz. Lazım oldukça 1-2 avuç kullanabilirsiniz.
Haydi kolay gelsiiinnnnn....

Eylül ayının gelmesiyle birlikte pazarlarda turşuluk malzemeler de bir bir görülmeye başlar. Her sene eylül ayında bir turşu kurmaya başlarım, beni kimse tutamaz, dur şundan da kurayım, dur bundan da kurayım diye... Kendimden geçip tükettiğimden fazlasını yaptığımdan dolayı da bir müddet salata yapılmaz, her sofraya turşu çıkar :) Buradan şu sonucu çıkarabilirsiniz; turşu kurmak o kadar kolaydır ki, en zor kısmı turşuluk sebzeleri yıkamaktır, o kadar basit yani. Elimin altından ayırmadığım ve her türlü tarifi tutma garantili Sayın Abdurrahman Cerrahoğlu'nun "Sofra Nimetleri" kitabından aldığım turşu tarifi ile çok beğenilen turşular yapıyorum, bence siz de deneyin. Kitapta 5-6 farklı hazırlanma tarifi mevcut, ancak ben hepsine salatalık turşusu hazırlama tarifini uyguladım, hepsi de oldu.
Malzemeler:
- 1 lt. ılık su
- 2 yemek kaşığı tuz
- 1/2 lt. üzüm sirkesi
- 1 çay kaşığı limon tuzu
- 2-3 baş sarımsak
Yapılışı: Hangi sebzeden turşu kuracaksanız (acur, biber, sivri biber, hafif kızarmış yeşil domates, kornişon salatalık vb...) iyice yıkanır ve bir çatal yardımıyla üzerleri delinerek kavanozlara doldurulur. Kavanoza yerleştirirken arada ayıklanmış sarımsak taneleri de ilave edilir. Yerleştirdikçe üzerlerinden hafifçe bastırarak malzemelerin sıkıştırılması sağlanır. Kavanoz ağzına kadar dolduğunda üzerine aldığı kadar %5'lik tuzlu su ilave edilerek kavanozun ağzı sıkıca kapatılır. Yukarıdaki malzemeler her 1 litre için %5'lik tuzlu su çözeltisi hazırlamada kullanılan malzemelerdir. Kavanozunuzun büyüklüğüne ve turşu yapacağınız malzemenin miktarına göre tuzlu su çözeltisi hazırlamanız gerekmektedir. Yaklaşık 10 günde turşunuz yenmeye hazır hale gelir. (Benim favori turşum hafif kızarmış yeşil domates turşusudur ki, şiddetle tavsiye ederim.)
Afiyet olsun...