Kadınlar en çok neden hayatını kaybediyor ?
Türkiye’de de koroner kalp hastalığı, kadınlarda birinci sırada yer alan ölüm nedenleri arasında yer almaktadır.
Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Özlem Esen, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” öncesinde, kadınlarda ölüm nedenleri sıralamasında birinci olan “kalp hastalıkları ve tedavi yöntemleri” hakkında bilgi verdi.
Kalp damar hastalıkları, kadınlarda yaşam kalitesini azaltan en önemli nedenlerden biridir. ABD, birçok gelişmiş ülke ve Türkiye’de de koroner kalp hastalığı, kadınlarda birinci sırada yer alan ölüm nedenleri arasında yer almaktadır.
İlk kalp krizi kadınları daha çok vuruyor
ABD'de kalp hastalığı nedeniyle toplam ölüm hızının son 20-30 yılda azalmış olmasına karşın, bu azalma erkeklere göre kadınlarda daha yavaştır. Yeni araştırmalar, erkeklere göre kadınların ilk kalp krizinden sonra daha olumsuz bir durumda olabildiklerini doğrulamaktadır.
Bilimsel bir çalışmada, ilk kalp krizini izleyen 1 ay içinde ölüm riskinin, 6 ay içinde de ölüm riski ve yeniden hastaneye yatma gereksiniminin erkeklere göre kadınlarda daha yüksek olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar, ilk kalp krizinden sonra kadınlarda ölüm riskinin erkeklere göre %70 daha fazla olmasının, hastalığın daha ağır seyretmesinden ve kalp kriziyle ilişkili komplikasyonlardan kaynaklanabileceğini saptamışlardır.
Menopoz döneminde ve ileri yaşta daha çok dikkat edilmeli
Kadınlarda kalp krizi riski, menopoz dönemi yaklaştıkça artmakta ve bu artış, yaş ilerledikçe devam etmektedir. Çalışmalarda, menopoz sonrası dönemde olan kadınların kanlarındaki kolesterol düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Araştırmacılar, kadınların vücutlarında meydana gelen değişmelerin, yaşlanma, kilo alma ve düşük östrojen hormonu düzeylerini de içeren, menopoza bağlı etkilerden kaynaklanabileceğini düşünmektedirler. Kadınlarda yaşlandıkça özellikle postmenapozal dönemde kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm artmaktadır. Koroner arter hastalığının klinik semptomatolojisi, epidemiyolojisi, risk faktörü prevelansı, teşhis yöntemlerine, girişimlere cevap açısından iki cins arasında farklılıklar vardır.
Kadınlarda sadece gebelikte görülen veya derecesi artan hastalıklar da vardır. Gebelik hipertansiyonu ve gebelik kardiyomyopatisi bunlara iki örnektir.
Hipertansiyon ve diyabet riski artırıyor
Kadınlar için koroner arter hastalığı açısından en büyük handikap, bu hastalığın yıllarca erkek hastalığı olarak daha fazla kabul görmüş olmasıdır. Kadınlar yaşlandıkça azalan östrojen düzeyi ile birlikte kalp hastalıkları ve inmeye karşı olan direnç azalmaktadır. Altmış yaşına kadar 5 erkekten biri bir koroner kalp hastalığı ile karşılaşırken bu oran kadınlar için 1/17 olarak saptanmıştır.
Altmış yaş üzerinde ise hastalığın görülme riski her iki cins için de eşitlenmektedir. Menopoz sonrası dönemde koroner arter hastalığı kadınlar için önemli bir sağlık sorunudur. Bu dönemde ölümlerin %25 nedenini oluşturmaktadır.
Kadınlarda koroner arter hastalığı için en önemli risk faktörü hipertansiyondur. Kadınlarda yaşla birlikte ortaya çıkan hipertansiyon yetmiş yaş üzerindeki kadınların yüzde 80’inde görülmektedir. Diyabet de kadınlardaki koroner arter hastalığı riskini 3 kat artırmaktadır.
Vakit kaybetmeden uzmana başvurun
Koroner arter hastalığının kesin tanısında kullanılan koroner anjiyografiye kadınların erkeklere kıyasla daha seyrek gönderildikleri saptanmıştır. Aynı zamanda koroner anjiyografi uygulanan kadınlarda erkeklere kıyasla daha az bypass veya balon anjiyoplasti yapıldığı da saptanmıştır. Erkeklere göre koroner damar içine girişim yapılan kadınlarda hipertansiyon, lipid bozuklukları, diyabet ve eşlik eden diğer hastalıklar daha yüksek oranda bulunmaktadır.
Kadınların koroner damar çapları daha küçük bulunmasına koroner girişim başarı oranları erkeklerle benzerdir. Ancak koroner girişim işlem başarısı erkeklerle benzer olmasına rağmen hastane içi mortalite (ölüm) kadınlarda 10 kat daha fazladır.
Fazla kilolarınızı verin, sigarayı bırakın
Türk toplumunda kadınlarda aşırı kiloluluk, sigara içiciliği ve yüksek tansiyon oldukça yüksek oranlardadır. Obezite kadın sağlığı için önemli bir tehdit unsurudur. Obezitenin en önemli göstergelerinden biri olan bel çevresi genişliği kadınlarda kırklı yaşlarda artmakta, altmışlı yaşlarda da en yüksek değerlerine ulaşmaktadır. Bu yaş grubundaki Türk kadınlarının %72’si bel çevresi kiloluğuna sahiptir.
Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıkları çok önemlidir. Kadınlarda aşırı kilo sorununun menopozla belirginleştiği düşünüldüğünde, menopoz öncesi dönemde kadınlar için düzenli egzersiz yapma, düşük kalorili beslenme ve sigaradan uzak durma gibi koruyucu yaşam tarzı alışkanlıkları önem kazanmaktadır.
Kadınlarda kırk yaş öncesi kalp krizi, damar içi pıhtı oluşumunun bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumun; sigara içimi, doğum kontrol hapı kullanımı, depresyon, stres ve anksiyeteyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. 20-40 yaş arası kadınların % 25’i sigara içerken bu oran ellili yaşlardan itibaren % 8’li oranlara düşmektedir.
www. ekolay. net
C vitamininin bilinmeyen etkileri !
Halk arasında çok konuşulan ve kış aylarında gribe karşı en çok tavsiye edilen C vitamininin ( askorbik asid ) pek bilinmeyen, fakat çok önemli etkileri bulunuyor.
Bu konu hakkında, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Ali Tarım şu bilgileri verdi:
Gerçekte basit bir şeker olan C vitamini; bitkiler ve hayvanlar tarafından hücrelerinde yapılabilmesine karşılık, insan tarafından üretilememektedir. Dolayısı ile insan C vitaminini dışarıdan almak zorundadır.
1954 yılında Quantum mekaniğinin atom kimyası arasındaki ilişki nedeni ile Nobel Kimya, 1962 yılında nükleer silahlara karşı mücadelesi ile de Nobel Barış Ödülünü kazanan Prof. Dr. Linus Carl Pauling; 1970'li yıllarda C vitamini ile ilgili araştırmalar yapmıştır.
Koroner anjiografi ile kalp damarlarında daralma görülen hastalara çok yüksek doz C vitamini vermiş, koroner damarlara ait şikayet ve lezyonların gerilediğini izlemiştir. Bu araştırmalar ile tüm dikkatler C vitamini üzerine çekilmiştir.
Kuvvetli indirgeyici ve antioksidan olan, kollajen denilen destekleyici bir maddenin üretilmesini sağlayan C vitamini kasların, tendonların, damarların ve kan hücrelerinin yapısını güçlendirmektedir.
Vücutta E vitaminine de dönüşebilen C vitamininin kalp-damar hastalıklarında tedavi ve koruyucu etkisi olduğu, yüksek tansiyonu belli oranda düşürdüğü, kan lipid yapısını düzelttiği ve dolayısı ile felç geçirme riskini azalttığı gözlenmiştir.
Akyuvarların mikroplarla mücadele gücünü artırırken; lösemilerde habis olan bozulmuş hücreleri azaltmaktadır. İlginç değil mi? Şizofreni gibi psikotik akıl hastalıklarında C vitamininin tedaviye eklenmesi ile hissedilir düzelmeler görülmüştür.
Yüzyılımızın korkulu rüyası kanserlerden de koruyucu etkisi bulunmaktadır. Özellikle akciğer ve hanımlarda meme kanseri görülme riskini azaltmıştır. Mide kanserine yol açan bazıı maddeler zararsız hale getirdiği, mide ülseri ve gastrite yol açan ‘h.pylori’ adlı mikrobun üremesini engellediği gösterilmiştir.
Aynı şekilde şeker hastalığı ve gözde katarkt gelişimi C vitamini ile azaltılmaktadır. Isı ve ışığa maruz kalınca kolayca bozulan C vitamini; bilindiği gibi portakal, limon, greyfurt, çilek, domates, brokoli ve kırmızı biberde bulunmaktadır. En fazla ise karpuz kabuğundadır.
Günde düzenli olarak doğal kaynaklardan 100 mg. kadar C vitamini alındığında; yukarıda bahsettiğimiz faydalı etkilerden yararlanacağımız şüphesizdir. Ancak bahsedilen hastalıkların tedavisinde çok daha yüksek dozlar kullanıldığı, halen araştırma ve spekülasyonların devam ettiği düşünülürse, bu gibi durumlarda hekime danışılması uygun olur.
Halen umut olmaya devam eden C vitamini, gelecekte bahsettiğimiz hastalıklarda çok etkin kullanılacak ilaçların belki de öncüsü olacaktır.
Hürriyet
<--Geri
Vücut için faydalı yağlar da var
Kilo fazlalığı problemi yaşayanların korkulu rüyası olan yağların hepsi zararlı değil. Yağlı balık, yeşil sebze, kabak çekirdeği, ceviz gibi besinleri tüketerek vücudunuzun yağ yakma hızını artırabilirsiniz.
Temel yağ asitleri, vücudun metabolik hızını artırıyor; hücreler daha hızlı enerji üretmeye, yiyeceklerle alınan kaloriler daha hızlı yakılmaya başlanıyor. Dolayısıyla enerjiyi artırıyor, kişiyi daha çok harekete sürüklüyor. Bu, kiloyu daha rahat vermeyi sağlayan etkenlerden biri. Bu yağları yiyerek yağ yakabiliyor, kilo verebiliyorsunuz. Yağlar ikiye ayrılıyor: Sağlık sorunlarına yol açanlar ve iyileştiriciler. İyileştirici yağlara 'temel yağ asitleri' deniyor. Yağ yakmak için herkesin bu yağlara ihtiyacı var. Vücudumuz bu yağları üretemiyor. Ancak yiyeceklerden alabiliyoruz Bunlar da omega 3 ve omega 6 olmak üzere ikiye ayrılıyor. Yağlı balıklar (uskumru, somon, ton gibi), yeşil yapraklı sebzeler, kabak çekirdeği ve keten tohumu omega 3 yönünden zengin yiyecekler. Ayçiçeği, balkabağı çekirdekleri, kenevir tohumu, susam, ceviz, fındık, badem, soya fasulyesi, mısır ise omega 6 yağlarından zengin. Temel yağ asitleri selüliti önlemek için de faydalı. Aile-Sağlık
Sağlıklı beslenmek için neler yapılmalı?
Sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme düzeni tercih edin.
Beyazlatılmış tuz, şeker ve un, vücut sağlığı açısından zararlı. Ya tüketimi azaltılmalı ya da organik ve sağlıklı olanı tercih edilmeli.
Doymuş yağ içeren yiyeceklerden uzak durun. Yağlı etler, tereyağı, margarinler, tam yağlı süt, yağlı peynir, krema, bu yağlarla yapılmış bisküviler, kurabiyeler, kekler, börekler, tatlılar, yemekler vs...
Tek tip beslenmeyin. Hep aynı tip gıdalara yönelirseniz vücudunuz birçok değerli besin maddesinin eksikliğini çekecektir.
Çay, kahve, gazoz ve kolayı azaltın. Bu tip içecekler vücuttaki değerli besin maddelerini, vitamin ve mineralleri söküp götürüyor. Çay ve kahve, yemekten önce veya sonra içildiğinde yiyeceklerdeki demirin emilimini engelliyor. Kansızlığa yol açıyor. Kolalı içecekler kan şekeri dengesini bozup kilo aldırıyor.
www. zaman. com. tr
Bu egzersizler ağrılara iyi geliyor
Masa başında çalışanların yapacakları kolay egzersizler ağrıların oluşmasını engelliyor.
Uzun süre masa başında oturanların en büyük sorunlarından olan kas iskelet sorunları birkaç basit önlemle ortadan kaldırılabiliyor.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Duygu Geler Külcü, ofis yaşamın beraberinde getirdiği sorunlarla ilgili olarak “Ofis çalışanları uzun süre masa başında, bilgisayar karşısında vakit geçirirler. Klavye ve mouse kullanılması gibi bazı tekrarlayıcı aktiviteler, yanlış postür (duruş), stres ve kötü ergonomiye bağlı olarak bir süre sonra ofis çalışanlarında kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ortaya çıkar” diyor.
Dr. Külcü, bu hastalıklar ve belirtileri ile ilgili olarak da şunları söylüyor:
“Boyun, sırt, kol ve belde ağrı, kollarda, parmaklarda uyuşma, hareket güçlüğü gibi belirtiler ortaya çıkar. Ofis çalışanlarında en sık görülen kas-iskelet sitemi rahatsızlıkları boyunda kas zorlanması, el bileğinde sinir sıkışması, omuz, dirsek, el bileği ve başparmakta tendon hasarıdır. Bu rahatsızlıklara bağlı olarak her geçen gün yaşam kalitesi biraz daha bozulmaktadır. Oysaki bu rahatsızlıklar ergonominin desteklenmesi, çalışma sırasında kısa molalar verilmesi ve iş yerinde yapılabilecek ve vakit almayacak bazı basit egzersizlerle önlenebilir.”
Bilgisayar karşısında çalışanlar için ergonominin desteklenmesi gerektiğini belirten Dr. Külcü yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor:
• Oturma yeri, masa, klavye, ekran ve mouse’un yüksekliği çalışana uygun olmalıdır.
• Monitör, çalışan kişinin tam karşısında ve kol uzunluğu mesafesinde olmalıdır.
• Ekranın üst yüzeyi kişinin göz hizasında olmalıdır.
• Klavye ve mouse’un aynı hizada olmasına dikkat edilmelidir.
• Mouse kullanılırken çok sıkmadan hafif dokunmayla kullanılmalıdır.
• El bileğinin nötral (düz, 0 derecede tutulması) pozisyonda olması, el bileğinde sinir sıkışması riskini azaltır. Normalde klavyeler 6 derece eğimlidir. Bu eğimin aşağı doğru indirilmesi ile el bileğinin nötral pozisyonda çalışması mümkün olmaktadır.
• Uzun süre oturulmamalıdır. Çünkü oturma omurga üzerine fazla baskı olmasına neden olur. Ayrıca, bacak ve ayaklar için de sakıncalıdır. Kan dolaşımı zorlaşır, bacaklarda kan göllenir.
• Otururken bel desteklenmelidir. Dik oturmaya özen gösterilmelidir. Bel-kalça açısı 90 derece, ayaklar yere değecek şekilde oturulmalıdır. Gerekirse ayakaltına destek konulabilir.
• Otururken kalça ve dizler aynı seviyede olmalıdır. Diz arkaları sandalyeye değmemelidir.
• Kol destekli sandalye kullanılmalıdır.
• Bilgisayarda yapılacak işlerin dışında da işler varsa bunlar dönüşümlü olarak yapılmalıdır.
Bütün bu öneriler ve ofis egzersizlerinin yanı sıra ağrı ve diğer şikâyetler birkaç gün içinde geçmiyorsa, tekrarlayıcı ise doktora başvurulması gerektiği unutulmamalıdır.”
OFİS EGZERSİZLERİ
Öğle yemekleri masa başında atıştırarak geçiştirilmemelidir. Göz yorgunluğunu önlemek için gözü zaman zaman ekrandan ayırıp uzakta bir noktaya odaklanmalı, 10–15 sn gözler kapatılıp dinlendirilmelidir. Saat başı 5–10 dakika mola vermeli ve basit bazı egzersizler yapılmalıdır. Ofiste yapılabilecek egzersizler için bazı örnekler aşağıdadır:
Boyun egzersizleri: Nefes alıp başı yana döndürüp tekrar nefes vererek nötral (karşıya bakar pozisyona) doğal pozisyona getirin. Başı nefes alıp yukarı kaldırıp, nefes vererek çene göğse değecekmiş gibi aşağı indirin. Başı saat yönünde ve aksi yönde başı omuzlara değecekmiş gibi döndürün. Bu hareket sırasında normal nefes alıp verin. Her hareketi 5 kez tekrarlayın.
Nefes egzersizleri: Ayakta veya rahat bir pozisyonda bir el karında diğer el göğüs üzerindeyken burundan yavaşça nefes alın. 4 saniye bekleyin. Ağızdan yavaş yavaş nefes verin. Hareketi 5 kez tekrar edin.
Omuzlar: Omuzları kulaklara yaklaştırır gibi yukarı kaldırın, 3 saniye bu şekilde bekleyin. Omuzları kendi ekseni etrafında arkaya ve aşağı doğru, daha sonra öne ve aşağı doğru döndürün. Otururken ellerinizi başın arkasında birleştirin, dirsekleri iyice geriye alın derin nefes alıp 30 saniye bekleyin. Nefes verin ve gevşeyin. Bu hareketleri 5 kez tekrarlayın.
Ayak egzersizleri: Otururken ayakları ayak bileklerinden kendi ekseni etrafında çevirin. Her yöne 5 kez tekrarlayın.
El bileği germe: Parmaklar yukarı bakacak şekilde kolları dümdüz öne uzatın. Bir elinizler diğer elin parmaklarını kendinize doğru çekin. 20 saniye bekleyin. Sonra bırakın ve gevşeyin. Aynı hareketi diğer eliniz için yapın. Her iki el için hareketi 5 kez tekrarlayın.
Bel ağrılarından kurtulmanın 5 yolu

Her insan hayatının herhangi bir döneminde mutlak surette bir kere olsun bel ya da boyun ağrısı çekmektedir.
Bunun nedeni öncelikle mekanik bel ağrısı ya da boyun ağrısı dediğimiz olaydır. Hatta görülen bel ve boyun ağrılarının yaklaşık olarak yüzde 98'i mekanik bel ve boyun ağrıları olur.
Siz de masa başında çalışıyor ve akşam eve gittiğinizde beliniz ve boynunuzun ağrısından duramıyorsanız sorununuz sandığınız kadar hafife alınacak bir durum değildir.
Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Memorial Hastanesi Nöroşirurji Bölümü'nden Op. Dr. Metin Güler, bel ve boyun ağrıları hakkında bilgiler verdi.
Sürekli bel ağrısı varsa hangi hastalıklardan şüphelenmek gerekir?
Mekanik bel ve boyun ağrısı omurganın yani boynun ve belin omurgasını tutan kasların tutulmasına bağlı olan, kişinin mesleği, yaşam tarzı, hayata bakışı gibi nedenlerden ya da cereyan, rüzgar, klima gibi maruz kaldığı dış etkenlerden olan ağrılardır. Bu ağrılardan dolayı kasların tutulup gerilip çekmesi sonucu omurganın C yapısını bozmasından dolayı ağrı çeker. Bu daha çok mekanik bel ağrısıdır. Sürekli bel ve boyun ağrısı çeken insanların mekanik mi yoksa gerçekten bir sinirin basısına bağlı olan ağrı olup olmadığını araştırmak gerekir. Teknolojiden yararlanarak bunu tespit etmek mümkündür. Eğer hastada ikinci bir ağrı şekli olan radyoklopati varsa bu çok önemlidir. O zaman tedavi edilmesi şarttır. Tedavi edilmediği zaman ciddi sorunlar yaratır. Sürekli ağrıları olan bir insanda muayene çok önemlidir.
En sık görülen ağrı nedenleri:
1- Mekanik ağrılar
2- Radyoklopati (fıtıklara bağlı olana ağrılar),
3- Tümör gibi nedenlere bağlı ağrılar,
4- Travmaya bağlı ağrılar
Bel ağrısını azaltmanın 5 yolu
Oturan insanlardaki bu rahatsızlıkları azaltmak için ne yapılmalı?
İnsan vücudunda omurga dümdüz değildir. Dümdüz olsaydı zaten yürüdüğümüzde bütün o yürüyüşü beynimizde hissederdik ve yürüyemezdik. Omurgaya yandan bakıldığı zaman S şeklindedir yılan kavisidir. Yani boyun C şeklindedir sırt ters C şeklindedir bel tekrar C şeklindedir. Şimdi farkındaysanız yeni büro koltuklarında beli korumak için bir kavis var. Yandan çevirdiğiniz zaman belinizin o çukurunu dolduran düzenekler var. Bunlar kronik bel ağrısını engellemek için geliştirilmiştir. Kişi çok oturan bir meslek grubuna sahipse;
1-Bir saat oturduksan sonra 10 dakika kalkıp dolaşmalı değişik hareketler yapmalıdır.
2-Duruş oturuş bozukluklarına dikkat edilmesi gerekir.
3-Bulunduğu ortamdaki hava koşullarına dikkat etmesi gerekir. Cereyan, klima gibi etkenlere maruz kalınmamalıdır.
4-Bilgisayar başındaki kişiler kalın mouse-pad kullanmalı dirseğini dayamadan dirsek dışarıda kalacak şekilde mouse kullanması gerekir.
5-Saatlerce bilgisayara bakmaması gerekir. Çünkü insan gözü bilgisayara baktığı zaman normal görüyorken bunu kamerayla bu kaydı yaptığınızda çeşitli dalgaları göreceksiniz. Bu gözlerin kasını da yorar. Görme bozukluklarına yol açar. Bilgisayarın radyasyon açısından da insan vücudun zararı vardır. O yüzden bilgisayardan mümkün olduğunca kaçmak gerekiyor.
Oturuş pozisyonuna dikkat!
Bel ağrısı çeken birisi neler yapmamalıdır?
Ağrıları azsa öncelikle kişinin duruşuna, oturuş bozukluklarına dikkat etmesi gerekir. Ancak bu ağrı sıklığı artıyorsa ve ilerliyorsa bir beyin cerrahı ya da bir fizik tedavi uzmanına giderek muayene olması, kabinde de MR, tomografi ya da herhangi bir görüntüleme yönteminden yararlanılarak ağrının nedeninin tespit edilmesi gerekir.
Ağır kaldırma bel ya da boyun ağrısını artıran nedenlerin başında yer almaktadır. Ancak duruş-oturuş bozuklukları da bel- boyun ağrılarının daha fazla görülmesine neden olmaktadır. Bir hamalla bir bankacıyı kıyaslandığında bir bankacının daha çok bel ve boyun ağrısı çektiği gözlemlenmektedir.
Masaj yaptırmak bel ağrısı için yararlı mıdır?
Ağrı, kasın gerilme ve tutulumuna bağlı bir ağrıysa masaj, kasları kısmen de olsa gevşeteceği için yararlı olabilir. Tabi masajın bir fizyoterapist tarafından yapılması gerekmektedir. Aksi taktirde bilinçsiz bir şekilde yapılan masaj çok daha ciddi sorunlara neden olabilmektedir.
Hangi egzersizleri yapmak gerekir?
Bel ve boyun ağrıları için en güzel egzersiz yüzmedir. Eğer bir kişi bel ve boyun ağrısı çekiyorsa kasının gerginliğini azalttıktan sonra kasın gerilmesine bağlı olarak zaten ağrı ön plana çıkar. Çünkü ağrı bir alarm yöntemidir. Vücutta bir sorun olduğunda kas gerildiği zaman ya da tutulduğunda vücut alarm çalar. Ağrı aslında bir uyarıdır. Ağrı olduğunda ağrı kesici alınır ve evin alarmı kapatılmış, hırsıza evin kapısı açılmış olur. Hırsıza evi açınca sorun aslında kesilir gibi gözükür, ancak sorun devam ediyordur. Tam tersi olay içeride büyüyordur.
Yüzme imkanı olmayanlar için?
Yüzme imkanı olmayanlar için fizik tedavicilerin güzel egzersizleri var. Bel ve boyun egzersizleri farklıdır tabi ki. Egzersizler, şekiller, şemalar şeklinde verilir. Masa başında bile yapılabilen çok basit güzel egzersizler var. Bunlar günde yaklaşık olarak 30-40 kere rutin halde yapıldığı zaman bel ya da boyun ağrıları için çok faydalı olur. Ama yine de en güzel egzersiz yüzmedir.
Masa başında çalışan biri bel ağrısına karşı hangi önlemleri almalıdır?
Masa başında oturmak kadar kötü bir şey yoktur. Çünkü sorun şu; yine bir bankacıdan örnek verecek olursak, 8 saat boyunca masa başında çalışıyorsa, bulunduğu ortamda hep aynı pozisyonda kaldığı için çok çalışan kaslar yorulup tutulmaya maruz kalır. Hele bir de ortamda klima varsa ya da arkasında bir cam açıksa, kasların tutulması daha da hızlanır. Bu durumun oluşmasını engellemek için, masa başında çalışan bir insanın bir saat oturduktan sonra en az bir on dakika kalkıp yürümesi ve değişik vücut hareketleri yaparak kaslarını çalıştırması gereklidir. Kalkıp gerilmesi masa arkadaşının yanına gidip dosya göstermesi tuvalete gitmesi ya da yerinden kalkıp o hareketsiz durmaması başka kasları çalıştırması önemlidir. Bunun dışında fizyoterapistlerin ya da fizik tedavi uzmanlarının vereceği masa başında yapılabilecek bazı egzersizler de vardır. Üstelik bu egzersizler kişinin günlük iş performansını engelleyecek egzersizler değildir. Çalışırken bilgisayar başındayken ya da bir yazı yazarken bile yapabileceği basit egzersizlerdir.
Ne zaman bel fıtığından şüphelenmek gerekir?
Gerçek anlamda hastaların yüzde 2'sinde bel fıtığı vardır. Bel fıtığı, sinire olan basının ağrısıdır. Hangi seviyede bir bası varsa o sinirin basısına ait bacakta ya da ayaklarda sorunlar çıkacaktır. Bu durumda ağrı, uyuşma ya da kireçlenme olabilir. O sinir aynı zamanda kablodur. İletim kopacağından ya da azalacağından sinirin hedefi olan kas çalışmayacağı ya da az çalışacağı için o kasın bir nevi felcine doğru gitmesi durumudur.
Krampları da katabilir miyiz?
Krampları her zaman katamayabiliriz. Çünkü kramp kasın yorgunluğudur. Kası çok yorduğunuz zaman da kramp olabilir. Bu bir tutulum değildir. O kasın yorgunluğu laktik asit birikimine bağlı bir ağrısıdır. Kası dinlendirdiğimiz zaman geçiyorsa bu kramptır. Kramp, magnezyum eksikliğinden, bazı hastalıklardan, metabolik ya da elektronik bozukluğundan da olabilir.
Refleks kaybında ameliyat şart
Bel fıtığı için tek çare ameliyat mıdır?
Değildir tabi ki. Bel ağrısı çekenlerde fıtık oranı yüzde 2'dir. Bu yüzde 2'lik oranın yüzde 1'inin ameliyat olma ihtimali vardır. Her fıtık olanın ameliyatla düzeleceği tamamen yanlış bir bilgidir.
Kesin ameliyatı gerektiren durumlar:
1-Bel fıtığı hastalarında herhangi bir tedaviye rağmen hiçbir şekilde kişinin ağrısının geçmemesi.
2-Kişide o sinirin tutulumuna bağlı kasın görevini yapmaması yani o sinirin felç olması.
3- Refleks kaybı. Kişideki o sinir refleksini kaybettiği zaman biz bunu muayenede tespit edebiliriz refleks kaybı felce gitmenin bir belirtisidir
4-İdrar kaçırma en büyük problemlerden birisidir. Çünkü idrar kaçırma ya da cinsel fonksiyonlarda azalma olduğu zaman o artık son duraktır bu durumda ameliyat yapılabilir. Zaten cinsel fonksiyon azalması, idrar kaybı başladığı zaman ameliyat yapsanız bile çok geç kalınmış olabilir. Cinsel fonksiyonların azalması tamamen sakrar sinirler dediğimiz köklere vuran sinerolon basıdan kaynaklanıyor. İdrar kaçırma da öyledir.
Ağrı kesiciler bel ağrısına faydası olur mu?
Elbette geçici olarak faydası olur. Kişi çok ağrı çekiyorsa yapılan tedavilerin bir kısmında ağrı kesiciler geçici olarak kişinin hayat konforunu düzeltmek için gereklidir. Fakat sürekli ağrı kesici kullanmak vücudun savunma, dolayısıyla ikaz belirtisi olan ağrı alarmını kapatmak anlamına gelir. Kanda ağrı kesici olduğu sürece kişi ağrı hissetmediği için belinde sorunu yokmuş, sanki tedavi olmuş gibi hisseder. Ağrı kesiciler sürekli kullanıldığı zaman alarmı kapattığı için sorunun büyümesine yol açar. İlk zamanlar kişinin konforunu sağlamak için verilebilir ancak sürekli olarak ağrı kesiciyle müdahale etmemek gerekir. Bel ağrısında da fıtıkta da kişinin ağrısını kesmek için ağrı kesicilere çok fazla yönelmemek gerekir.
Ağrı kesicileri fizik tedaviyle önerir misiniz?
Elbette. Geçici dönem için önerilir ama tedavi bittikten sonra onu da kesmek gerekir.
Spor yapmak bel ağrısının artmasına neden olur mu? Hangi sporları yapmak gerekir? Hangi meslek gruplarında bel ağrısı daha fazla görülür?
Spor yapmak bel ağrısına neden olur. Ağır yapılan sporlar halter kaldırma ya da spor merkezlerinde mekanik aletlerle yapılan özellikle dik pozisyondaki oturur ya da ayaktayken yapılan ağırlık kaldırma sporları bel ağrısını ciddi anlamda artırıp fıtığa bile yol açabilir. En güzel örneklerinden birisi mekiktir. Mekik bel fıtığını artıran en büyük nedenlerden biridir. Yükü bir omurgaya bindirip iki omur arasındaki disk dediğimiz kıkırdağı ezecek sporlardan kaçmamız gerekir. Oturur pozisyonda ya da ayaktayken ağırlık kaldırma sürekli kronik olarak ağırlık kaldırma sorunu artıracaktır. Ağırlık kaldırma ile yapılan sporlar, spor salonlarında klimalı bir ortamda yapılırsa daha tehlikeli olur. Bazı sporlar da yararlıdır. Eğer bir kişi yüzerse ve rutin yüzerse bu bel boyun omurga için veya sırt omurgası için son derece faydalı bir spordur. Kişinin ağrı çekmesini engeller ve kaslarının güçlenmesini sağlayarak fıtık riskini bile engelleyebilir. Bazı sporlar çok faydalı bazı sporlar zararlıdır bazılarının da bel ve sırt ağrısı için faydası yok denecek kadar azdır. Mesela yürüyüşün bel için bir faydası yoktur. Genel anlamda vücuda elbette bir faydası vardır. Bir dinamizm kazandırır. Bel, boyun ve için omurga için faydalı olan spor yüzmedir, zarar verenler ise omurda ağırlık yaratan ya da mekik tarzı sporlardır.
Günümüzde iş hayatında ofis ortamları çoğaldı. Kişiler artık bulundukları yerlerde oturarak mesleklerini icra ediyorlar, hatta ofislerini evlerine taşıyorlar. Bel ve sırt ağrılarına sebep olan en büyük etkenlerden biri bilgisayardır. Çünkü saatler boyunca bilgisayar başında oturmak ve yanlış oturmak zaman içinde omurgaya binen yükü artırır. Vücudunun ağırlığıyla kişide bel-boyun ağrısı şikayetleri ortaya çıkmaya başlıyor. Bu da bir süre sonra kronik bir süreç haline geliyor. Günümüz koşullarında çok etkili olan stres de bu kasları özellikle boyun kaslarını etkileyip kasılmayı daha çok artırır. Klimalı yerde çalışan, rüzgara ve cereyana maruz kalan; bankacı, doktor, hemşire gibi meslek gruplarında maalesef çok sık bel ve boyun ağrısı çeşitleri şikayetleri artık görülüyor.
Ebru Şallı dan Saç Dökülmesine Bitkisel Tavsiye !
Ebru Şallı yöntemleri her derde deva. Saç dökülmesini önlemek için size tamamen bitkisel bir yöntem sunuyoruz:
Malzemeler:
1 yemek kaşığı biberiye yağı
1 yemek kaşığı zeytinyağı
3 tatlı kaşığı ardıç ağacı yağı
1 tatlı kaşığı ısırgan tohumu yağı
Hazırlanışı:Malzemelerin hepsini karıştırın önce saçınızı yıkayın, kurumaya yakın saçınız nemliyken diplere masaj yaparak sürün ve temiz saçta 1 saat bekletin.
<--Geri
Giritliler sağlıklarını neye borçlu?
90'ı yılların başından itibaren “beslenmenizde çok fazla yağ kullanırsanız daha kolay kilo alır, vermekte zorlanırsınız" düşüncesi hakim olmaya başladı. Ancak bu tam olarak doğru değil.
"Kazandığınız yağ miktarı arttıkça kolesterol düzeyiniz yükselir, kalp hastası olma ihtimaliniz artar” şeklinde bir düşünce oluştu.
Tam da bu noktadan hareketle 1980’li yıllarda ciddi bir yağ düşmanlığı başladı ve bu süreçten boş yere iyi yağlar da paylarını aldı. Siz de doktor ve beslenme uzmanlarının tavsiyelerine uyarak daha az yağlı gıdalar tüketmeye gayret ettiniz. Ne var ki bu çabalar beklenen faydayı -en azından beklendiği kadar- sağlayamadı. Hem kilo sorunu hem de kalp damar hastalıklarının yaygınlığı arttı.
En önemli yanlışı Amerikalı uzmanlar yaptı. Doksanlı yıllarda oluşturdukları beslenme piramidinde yağ oranında ciddi kısıtlamalar vardı. O yıllarda bir Amerikalı günlük enerji ihtiyacının %35-40’ını yağlardan karşılıyordu.
O ünlü beslenme piramidi devreye sokulduktan sonra enerji ihtiyacında yağ tüketimi oranı %30’lara kadar indi. Ne var ki (özellikle son 10-15 yıldır) bu ülkede ciddi bir obezite patlaması yaşanıyor. Önümüzdeki dönemde neredeyse her iki Amerikalıdan birinin fazla kilolu her üç Amerikalıdan birinin obez olacağı söyleniyor!
YANLIŞ NEREDE?
Gelinen bu olumsuz noktanın nedenleri şunlar: Beslenmenizdeki yağ oranı azaldıkça daha geç doyuyor daha fazla yiyorsunuz. Ayrıca karbonhidratlı gıdaları çok fazla tüketme eğilimine giriyorsunuz. Yağ oranının azalması erken acıkmaya da yol açıyor. Yağ açığı farkına varılmadan karbonhidratlarla kapatıldığından insülin şeker dengesi bozuluyor.
İnsülin direnci problemi devreye giriyor. Düşük yağ oranlı diyet yapanlar genellikle ilk üç haftada kilo kaybetseler bile bir süre sonra diyete devam etmelerine rağmen bırakın kilo vermeyi verdikleri kiloyu bile geri almaya başlıyor. Bir yıl sonra yapılan değerlendirmelerde istenen düzeyde bir kilo kaybının olmadığı görülüyor.
Avrupa ülkelerinde yapılan bir çalışmada çok az yağ tüketen kadınların çok fazla yağ tüketenlerden daha fazla kilo sorunu yaşadıkları gösterildi. Ayrıca Avrupalı erkekler arasında yağ alımı ile obezite arasında bir ilişki olmadığını gösteren bulgular elde edildi. Amerika’da yağ oranının %40-45lerden %30-35’lere indirilmesinden sonra kilo probleminin daha da dramatik boyutlara ulaştığını yazının giriş bölümünde belirtmiştik.
KALP DOSTU YAĞLAR DA VAR
Aynı şey kalp damar hastalıkları için de söz konusu. Aslında beslenme ile alınan yağ kalp hastalığını sadece kolesterol üzerinden değil farklı pek çok yoldan etkileyebiliyor. Aldığınız yağın cinsi kötü kolesterolünüzdeki yükselmeyi etkilediği kadar iyi kolesterolünüzdeki azalmayı, kanınızın pıhtılaşma veya incelme özelliğini, hatta kalp ritminizin düzenli olup olmayacağını belirleyebiliyor.
Örneğin eğer doymuş ya da trans yağlar yerine omega-3 yağlarından (balık yağı, ceviz yağı, fındık yağı, keten tohumu yağı) ya da tekli doymamış yağlardan (zeytinyağı) zengin bir beslenme planınız varsa bunlar kalbinizi olumsuz değil olumlu yönde etkiliyor.
FİNLANDİYA-GİRİT PARADOKSU
Söylemek istediğimiz şey şu: Beslenmenizdeki yağ sizi mutlaka şişmanlatacak diye bir kural yoktur. Eğer yağ miktarını çok azaltırsanız fazla miktarda karbonhidrat tüketerek muhtemelen daha fazla ve hızlı kilo alırsınız. Beslenmenizdeki yağ miktarını azaltmanız kalp damar hastalığı olasılığını düşürmeniz anlamına gelmez. Az yağlı ama doymuş ve trans yağlardan zengin bir beslenme seçiminiz varsa kalp hastalığı ihtimaliniz artar.
Çok yağlı yemenize rağmen b alıktan cevizden ya da zeytinyağından yana tercih kullanmışsanız kalp hastası olma ihtimaliniz düşüktür. Mesela çok az yağ tüketen Fin halkında çok fazla yağ tüketen Girit halkına oranla kalp damar hastalığı daha yaygındır.
Bunun nedeni Giritlilerin zeytinyağı Fin halkının doymuş yağ ağırlıklı (margarin ve hayvansal yağlar) beslenmeleridir. Yani Giritliler kalp sağlıklarını zeytinyağına borçlular.
Kısacası yağı azaltmak her zaman kilo ve kalp hastalığı sorununu çözmek anlamına gelmeyebilir.
www. ekolay. net
İşte yemekler ve sırları
YEŞİL ÇAY
Günde birkaç fincan içilmesi gerekir. Yeşil çay çok kuvvetli bir anti-oksidin olmasının yanısıra bağışıklık sistemini de güçlendirir. Çok fazla bilinmese de özellikle dişlerin güçlenmesine ve çürüklerin azalmasına yardımcı olur.
BALIK YAĞI
İster ızgarada, ister fırında ya da tavada taze sardalye, uskumru, somon ve hamsi gibi balıklar omega-3 yağının eşsiz kaynaklarıdır. Omega-3, kandaki pıhtılaşmaların ve bunun da tıkanıklıklara yol açmasını engeller.
MAYDANOZ
Yemeklerden sonra yenmesi halinde ağız kokusunu ortadan kaldırır. Dahası çok önemli bir C-vitamini kaynağıdır. Anti-oksidin özelliğinin yanısıra erkekler sperm kalitesini yükseltir.
ELMA
GREYFRUT
DOMATES
NAR
PATATES
YULAF
YUMURTA
BEZELYE
KURU ERİK
KOYU ÇİKOLATA
DONDURULMUŞ KIRMIZI MEYVELER
ZEYTİN
BADEM
ACI KIRMIZI BİBER
Metabolizmayı harekete geçirir. Ne kadar acıysa o kadar faydalıdır. Kırmızı biber yedikten sonra yaklaşık iki saat içinde yakılan kalori miktarında da yüzde 15’lik bir artış görülür.
TAM BUĞDAY MAKARNASI
ZERDEÇAL
Özellikle Asya mutfaklarında yaygın bir biçimde kullanılan bu baharat, bağırsak ve boşaltım sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. Bu baharat, “tavuk tanduri” gibi fazla yağ içermeyen Hint yemeklerinin vazgeçilmezidir.
www. mynet. com
<--Geri
Yaşlandıkça uyku azalmıyor
İnsanların yaşlandıkça uykuya daha az ihtiyaç duydukları inancının efsane olduğu bildirildi.
Daily Telegraph'ın haberine göre, California Üniversitesinden uyku ve hafıza alanında uzman Prof. Sean Drummond, aslında yaşlıların da gençler kadar uykuya ihtiyaç duyduğunu belirterek, az uyumanın yaşlılarda hafızanın azalmasının nedenlerinden biri olduğuna da dikkat çekti.
Prof. Drummond, yaşlıların deliksiz uyumakta güçlük çekmelerinin, uykuya daha az ihtiyaçları olduğu yönünde yanlış bir inanışa yol açtığını bildirdi.
Amerikan İlmi İlerletme Derneği'nin toplantısında konuşan Drummond, 35 yaşındaki uyku süresini korumanın "idraktaki yaşla ilgili azalmayı" engellemeye yardımcı olabileceğini ve genel olarak sağlığa olumlu katkısı olacağını söyledi.
Bir kişinin 35 yaşındaki uyku süresiyle 75 yaşındaki uyku süresinin aynı olması gerektiğini belirten Drummond, "İnsanlar yaşlanınca uymakta güçlük çekiyorlar ve bunun artık daha az uykuya ihtiyaçları olduğunun bir işareti olduğunu düşünüyorlar. Aslında olay başka. Yaşlanınca uykunun kalitesi düşebilir, ama süreyi korumalıyız" dedi.
Prof. Drummond, yaş ortalaması 68 olan yaşlılar üzerinde yaptığı araştırmada, yetersiz uykunun beynin çalışma yeteneğini önemli ölçüde etkilediğini belirledi.
Araştırmaya katılanlar arasında daha az uyuyanların, kendilerine verilen bir isim listesini hatırlamakta daha çok güçlük çektikleri ortaya çıktı.
"İnsanlar az uykuyla da idare edebileceklerini sanıyorlar, ancak hafıza testleri bunun tersini söylüyor" diyen Drummond günde 7-8 saat uykunun normal olduğunu söyledi. Drummond, "6 saatten az uyku işlerini yapma ve hatırlama yeteneğini etkiler" diye konuştu.
Drummond, yaşlanınca vücudun 24 saatlik ritminde değişikliler olması sebebiyle yaşlıların daha bölük pörçük uyuduklarını, bunun da gündüz uyuklamalarına gece de uyuma güçlüğü çekmelerine yol açtığını anlattı.
Sağlıklı ve gür saçlar istiyorsanız bol su için
Zararlı maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştıran su, saçların da bunlardan kurtulup beslenerek gürleşmesini sağlıyor.
Uzmanlar, saçlarında sorun yaşayan kişilere bol su içmelerini ve sağlıklı beslenmelerini tavsiye ediyor. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Aktaş, bol su sayesinde saçların yeterli besini alabileceğini söyledi. Prof. Dr. Aktaş, gıdaların iyi sindirilmemesi, zararlı toksinlerin atılamaması halinde kan dolaşımının düzenli çalışamayacağını, bu durumda yeterince beslenemeyen saçların, yağlı ve donuk renkli olacağını vurguladı.
Prof. Dr. Aktaş'ın verdiği bilgilere göre, C vitamini içeren turunçgiller, E vitamini içeren bitkisel yağlar ve B vitamini içeren buğday, pirinç gibi gıdalar, silikon, selenyum, demir, amino asitler ve çinko, saç sağlığı için gerekli temel besinler. Taze meyve, yağlı balık ve zeytinyağlı taze salata da saçlar için yararlı. Saç dökülmesine ve sağlığının bozulmasına sebep olmamak için doymuş katı yağlardan, kahve ve kolalı içeceklerden uzak durmak gerekiyor.
Sentetik şampuanlar yüzünden saçların doğal asit dengesinin bozulduğunu belirten Prof. Dr. Aktaş, "Saçların asit dengesi ortalama 4,6'dır. Çoğu alkalin esaslı şampuanların ise asit faktörü 8 civarındadır. Bu da saçın doğal asit dengesini bozar. Özellikle uzun saçların kurumasına sebep olur. Saçın doğal asit dengesini telafi için sirkeli ya da limonlu su ile durulanması faydalı olacaktır." diye konuştu.
Stresin ve hava kirliliğinin de saç dökülmesinde önemli etken olduğunu dile getiren Aktaş, şu bilgileri verdi: "Sıkıntı sebebiyle deride oluşan gerginlik saç dökülmesini başlatabilir. Böyle durumlarda saç derisinin masajla gevşetilerek nefes alması sağlanmalı. Egzoz dumanları, kalorifer yakıtları ve kömürle oluşan hava kirliliği de saç dökülmesinde etkendir. Kükürt, selenyum, demir ve çinko içeren sular saçları kuvvetlendirir. Ayrıca, saçların haftada 2 seferden fazla yıkanmaması gerekir."
Saçlar neden dökülür?
Kanser ve tümör ilaçları, A vitamininin çok yüksek dozda alınması, tifüs, tifo, frengi, romatizma, şeker, mantar, deri, tiroit bezi hastalıkları, kansızlık, çinko-selenyum-demir eksikliği, doğum kontrol hapları, yanlış kullanılan şampuanlar, özellikle saçların hava almasını önleyen jöleler, saçların fazla gerilmesi, çok fazla yıkamak, sık dişli tarak kullanımı gibi etkenler de saç dökülmesine sebep olur.
www. zaman. com. tr
<--Geri
Mükemmel bir gün için öneriler !
Normal hayatımızda doğru bilgilerle yapacağımız ufak hareket ve değişiklikler hem sağlığımız hem de huzurlu ve güzel bir gün geçirmemize yardımcı olacaktır. İşte ufak ve önemli öneriler...
İşe giderken, kahvaltı yaparken, yataktan kalkarken, banyo yaparken, yapılabilecek doğrular ve yanlışlar hakkında önerilerimiz var.
YATAKTAN KALKARKEN
Doğru:Yavaş hareket edip, kasları harekete geçirmek. Pencereyi açmak.
Yanlış:
Hızla hareket kas tutulması yapar. Uyanınca yatakta fazla kalmak.
BANYO YAPARKEN
Doğru:Ilık duş ve çıkışta soğuk su dökünmek, vücuda oksijen yükler.
Yanlış:
Sıcak su, banyoda çok kalmak. Vücudu ve saçları kurutmamak.
KAHVALTI YAPARKEN
Doğru:
Bir bardak ılık su. Kepekli tost ekmeği, yoğurt, meyve, kahve.
Yanlış:
Çok yağlı yiyecek, sucuk, pastırma, sosis, kremalı kahve içmek.
İŞE GİDERKEN
Doğru:Yürüyecek mesâfeyi uzatmak. Kol ve bedeni hareket ettirmek.
Yanlış:
Kapının önüne kadar arabayla gitmek. Asansörle inip çıkmak.
İŞ YERİNDE
Doğru:Aydınlık, güneşli ve geniş mekân. Masada çiçek bulundurmak.
Yanlış:
Masada kambur oturmak, etrafa bakmamak, vücudu germemek.
ÖĞLE YEMEĞİ
Doğru:Az ekmek, beyaz et, patates. Bol salata gerginlik ve stresi azaltır.
Yanlış:
Bol ekmek, çok yemek, kolalı içecekler. Ayakta aparatif şeyler atıştırmak.
ÖĞLEDEN SONRA
Doğru:Biraz uyumak veyâ dinlenmek. Derin derin nefes alıp vermek.
Yanlış:
Tuzlu krakerler, bisküviler, tatlı veyâ benzeri şeyler yemek.
MASA BAŞINDA
Doğru:Geri yaslanıp derin nefes almak. Bacak kaslarını gerip bırakmak.
Yanlış:
Saatlerce kambur kambur oturmak. Sürekli aynı yere bakmak.
AKŞAM YEMEĞİ
Doğru:Az ekmek, sebzeli yemek, beyaz et, salata ve çeşitli meyveler.
Yanlış:
Mikrodalgadan çıkan yiyecekler.Yatmadan az önce yemek yemek.
YATMA ZAMANI
Doğru:Sessiz ve az karanlık oda. Kafadaki düşünce ve problemleri atmak.
Yanlış:
Çok yumuşak yatak ve kalın yastık. Yüzükoyun ve geç yatmak
<--Geri
Burun tıkanıklığı için bitkisel çözümler
Burun tıkanıklığı için bitkisel çözümler
1- Papatyayı kaynattıktan sonra buharını burnunuza çekin.
2- Bir su bardağı İçme suyuna bir tatlı kaşığı tuz konduktan sonra kaynatılır. Soğuduğunda burun deliklerine üçer damla damlatılır.
3- Bir çay bardağı beyaz ispirtonun içine bir çay kaşığı nane ve bir çay kaşığı kekik atın, içine bir limonun suyunu sıkın. Bir gün beklettikten sonra tülbentle süzerek burun deliklerine üçer damla damlatın
Egzama ve Liken hastaları domates tüketilmeli
Domateste bulunan bazı etkin maddeler egzamayı azdırmaktadır. Özellikle farnesal, lycophyll ve pipecolik asit etkin maddelerinin aynı zamanda domateste bulunması, egzamayı harekete geçirir.
Eğer, egzama ve liken hastalığınız var ise, domates tüketmekten uzak durmanız gerekir. Egzema hastalarının domatesi tükettikten bir kaç saat sonra egzama şikayetlerinin artış gösterdiği gözlenmektedir.
Kalp Çarpıntısı İçin Bitkisel Tedavi Uygulamaları
04:26
crax
, Posted in
ballıbaba çiçeği
,
bitkisel tedavi
,
kalp
,
kalp çarpıntısı
,
kalp çarpıntısı tedavi
,
kalp rahatsızlığı
,
lebak ağacı
,
Sağlık
,
tarçın kabuğu
,
turunç ağacı
,
0 Comments
Kalp çarpıntısında lebak ağacı,tarçın kabuğu,ballıbaba çiçeği,turunç ağacı gibi bitkiler kullanılır.
Karışımın Hazırlanışı;
Lebak ağacının yaprakları suda kaynatıldıktan sonra meydana gelen buharı rahatsızlık süresince koklanır.
Ballıbaba bitkisi suda kaynatılır.Süzülerek elde edilen sıvıdan yemek esnasında ısıtılarak bir fincan içilir.
Tedavi süresince yemekten sonra turunç ağacının ekşi meyve taneleri bol bol yenilir.
Rahatsızlık esnasında bir parça tarçın kabuğu alınarak çiğnenir.
Bu tavsiye edilen bitkisel karışımlar sadece tedaviyi destekleyici amaçlıdır.Öncesinde doktor gözetimi ve tavsiyesi alınmalıdır.
Sağlıklı Kilo Aralığı Nedir?
02:50
crax
, Posted in
beden kitle indeksi
,
diyabet
,
hipertansiyon
,
kilo
,
Sağlık
,
vücut ağırlığı
,
0 Comments
koltuk altında şişlik
Koltuk altında veya kasıkta çıban şeklinde sivilceye benzeyen acılı ve ağrılı , bazan kaşınan yaralar tıpta hidraedenitis adı verilen rahatsızlığın belirtilerindendir.
Yağ bezelerinin iltihaplanması kıl köklerinde ve çevresinde önce sivilce oluşur ve bu bulaşıcıdır. Kıl dibinde oluşan iltihap bağ dokusuna yayılır. Bağ dokularında oluşan düğümlenme ve fistül iltihaplanma ve sertleşme olur ve neticede fibröz oluşur. İltihaplanma yağ ve ter bezelerine yayılır. Hastalık kadın ve erkeklerde aynı oranda görülür.
Hastalık ilk zamanlar mercimek büyüklüğünde düğüm gibi iltihaplıdır ve bu sonra derinlere yayılır ve abseler oluşturur. Akne inversa ilerleyen devresinde büyük bir alana yayılır, koyu renkli bir görünümü vardır ve de ağrılı yazar izi oluşturur.
Yapılan tıbbi araştırmalara göre bu rahatsızlığı olanların asla peynir yememesi gerekir. çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur. Siyah çay, kahve ve kola içmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını önler.
Et ve et mamüllerine 5-6 ay ara vermek gerekir, çünkü asidoza sebep olur, buda birçok hastalığın ana kaynağıdır. Akşam yemeği yerine çok az yoğurt, meyve veya salata yenebilir veya sebze çorbası içilebilir.
Hayvansal besinler, tahıl, bakliyat ve hamurlu yiyecekler akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur. Ne kadar hamurlu besin o kadar yağ oluşur, çünkü nişasta glukoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.
Peynir, et ve mamüleride iltihaplanmaya sebep olur, çünkü aşırı yağ ve protein içerirler bunlarda aside dönüşür. Asidi nötürleştirmek için aşırı oranda mineral ve vitamin harcanır.
Asitle mineral birleşerek curuf oluşturur. Ortaya çıkan curufun içine bakteri, virüs ve mantarlar yerleşirler ve sürekli toksik maddeler üretirler. Bağışıklık sistemi curuf içindeki bu mikroplara müdahale edemez çünkü curuf içinde saklanmıştır.
Benim size önerim doktorunuza muayene olarak gerekli tıbbi tedaviyide ayrıca yaptırmanız olacaktır. Geçmiş olsun dileklerimi sunar ve acil şifalar dilerim.
Dışarıda Yemek Yemeniz Gerektiğinde Neler Yapabilirsiniz?
23:58
crax
, Posted in
diyet
,
fast food
,
kızartma
,
kilo verme
,
Sağlık
,
spor
,
Zayıflama
,
0 Comments













